KAMUOYUNA DUYURU
‘’Kültürel Mirasın Korunmasına Yönelik Hazırlanan Projeler Sadece Teknik Bir Altlık Değil, Mimarlık Disiplinin Özgün Bilgi Birikimini İçeren Kapsamlı Çalışmalar Bütünüdür.’’
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası tarafından yayımlanan Kültürel Miras Ölçmeleri Çalıştayı Sonuç Raporunda; rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmalarının harita mühendislerinin yetki alanı içerisinde değerlendirilmesine ve Koruma Bölge Kurullarında harita mühendislerinin karar verici üye olarak yer almasına yönelik önerilerin kamuoyu ile paylaşılması üzerine, bu önermelere ilişkin bir bilgilendirme yapılması gereği doğmuştur.
Mimarlar Odası İzmir Şubesi olarak önemle belirtmek isteriz ki; koruma projeleri yalnızca teknik ölçme, sayısal veri üretimi ya da haritalandırma faaliyetlerinden ibaret değildir. Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri; kültür varlığı olarak tescillenen yapının mekânsal kurgusunu, tarihsel gelişimini, malzeme bilgisini, bozulma süreçlerini, kültürel bağlamını, toplumsal değerini ve kullanım olanaklarını koruma ilkeleri çerçevesinde, analitik ve mesleki bilgi ile yorumlamayı gerektiren birbiriyle bağlantılı bütünsel çalışmalardır. Bu çalışmaların öznesi doğrudan tarihsel anlamıyla birlikte mekân ve yapıdır ve bu nedenle mimarlık bilgisi,koruma projelerinin hazırlanmasında temel ve belirleyici bir role sahiptir.
Söz konusu çalıştayda rölöve çalışması, basit ölçme ve haritalandırma işlemi olarak tanımlanırken; gerçek yeri mimarlık yetki sınırları içinde olan rölöve faaliyeti, yapının çevresiyle kurduğu ilişki, fiziksel bozulma durumu, malzeme ve taşıyıcı sistem bilgisi, süsleme ve bezeme unsurları gibi analitik rölöve ile ortaya konan pek çok mimari veriyi kapsamaktadır. Bu verilerin birlikte okunması ve anlamlandırılması, mimarlık disiplininin bilgisini gerektirmekte olup, kültürel mirasın korunması çalışmalarının sağlıklı yürütülebilmesi için rölöve faaliyetinin bu şekilde hazırlanması zorunludur.
Restitüsyon çalışmaları ise mevcut belgeleme, arşiv araştırmaları, tarihsel veriler ışığında; karşılaştırmalı analiz, güvenilirlik analizi gibi ancak mimarlık alanının uzmanlığı ile yapılabilecek teknik analizler doğrultusunda, yapının özgünlük durumunu, mekânsal dönüşümlerini, dönemsel olarak ortaya koyan çalışmalardır. Bu kapsamda hazırlanan rölöve ve restitüsyon projeleri, doğru koruma stratejileri ve restorasyon kararlarının üretilebilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Yanlış ya da eksik verilerle alınacak restorasyon/koruma kararları, yapılarda ve var oldukları tarihsel çevrelerde geri döndürülemez tahribatlara yol açabilmektedir.
Taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenen yapılar, arkeolojik alanlar ve koruma altına alınmış kamusal mekânlar, toplumun ortak kültürel mirasıdır. Bu nedenle bu alanlarda yürütülecek koruma çalışmalarının, ilgili mevzuatlarda da açıkça tanımlandığı üzere, uzmanları tarafından yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Uluslararası mevzuatlarda olduğu gibi ülkemizde de 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, ilgili ilke kararları ve yürürlükteki mevzuat; rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanmasını açık biçimde mimarların mesleki yetki ve sorumluluk alanıolarak tanımlamaktadır. Bu çerçeve tesadüfi değildir; koruma alanında yaşanan deneyimler ve geri döndürülemez kayıplar üzerinden oluşmuş bilimsel ve kamusal bir birikimin sonucudur.
Koruma projelerinde ölçme, fotogrametri, lazer tarama, CBS ve benzeri teknolojik yöntemlerin kullanımı kuşkusuz önemlidir. Harita mühendislerinin bu teknik alanlarda sunduğu katkılar, multidisipliner çalışmaların değerli bir parçasıdır. Ancak çalıştayda, bu katkıların koruma projelerinin bütününe ilişkin müelliflik, yorumlama ve karar üretme yetkisine dönüştürülmesi üzerine yapılan öneri kültürel mirasın korunması açısından ciddi bir soruna işaret etmektedir. Bu öneri evrensel koruma ilkeleri ve kabul edilmiş uzmanlık alanlarını yok sayan ve kültür varlıklarını yalnızca sayısal veri üzerinden okunabilir nesnelere indirgeyen bir içeriğe sahiptir.
Koruma projelerinin üretiminde yetki alanının alt ölçeklerde parçalanarak ele alınması; yapının tarihsel, mekânsal ve kültürel bütünlüğünün göz ardı edilmesine, dolayısıyla tahripkâr restorasyon kararlarına ve geri döndürülemez müdahalelere zemin hazırlayacaktır. Bu durum, yalnızca mesleki bir tartışma değil; toplumun ortak kültürel mirasının geleceği açısından ciddi bir risk barındırmaktadır.
Mimarlar Odası İzmir Şubesi olarak;
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi 47. Dönem Yönetim Kurulu